fbpx

Dünyanın En Tehlikeli Adası: Riems

Riems Adası, aktif olarak virüs üretimi yapılan üç adadan birisi olması nedeni ile dünyanın en tehlikeli adası ve aynı zamanda gelecekte de bir karanlık turizm merkezi olmaya aday lokasyonlardan birisidir. Bir zamanlar Naziler tarafından da biyolojik silah araştırması için kullanılan Baltık Denizi üzerindeki Riems Adasında, Alman bilim insanları hayat kurtarabilecek virüs aşıları geliştiriyorlar. Adayı özel kılan şey: Federal Hayvan Sağlığı Enstitüsü tarafından dünyanın en tehlikeli virüslerini test ediyor olması. Kuduz, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Virüsü, Ebola … Bu uzun listede bulunan üzerinde çalışılmakta olan biyolojik tehditler kazara adadan dışarıya çıkarsa insanlığın sonunu bile getirebilecek zoonozların yayılmasına neden olabilir.

Friedrich Loeffler Enstitüsü dünyanın en tehlikeli adası
Friedrich Loeffler Enstitüsü

1900’lü yılların başından önce popüler bir turizm merkezi olsa da günümüzde Riems Adasına erişim oldukça sınırlı, özel izin alarak girmeniz gerekiyor. Tıbbi tesislerde çalışan bilim insanları ve kısıtlı sayıdaki ziyaretçi, tulumlarını giyerken veya çıkarken dezenfektan duşlarda yıkanıyorlar.

Dünyanın en tehlikeli adası Riems Adasında Biyogüvenlik Kıyafetleri
Dünyanın en tehlikeli adası olarak bahsedenler hiç de haksiz değiller

Virüslerin etkileri, oluşturdukları hastalık mekanizmaları ve tedavileri için yapılan deneylerde koyunlar ve inekler de dahil olmak üzere düzinelerce hayvana, hastalıkların etkilerini izlemek için yapılan araştırmanın bir parçası olarak kasıtlı bir şekilde virüs bulaştırılıyor. Yani Alman bilim insanları tehlike düzeyi çok yüksek olan zoonozların üretimini ve incelemesini hayvanların üzerinde gerçekleştiriyorlar.

Biz gerçekten virüslerin Alcatraz’ıyız, bir çeşit virüs hapishanesiyiz. Virüslerin yayılmamalarını sağlamak için mümkün olan her şeyi yapıyoruz.

Franz Conraths, Friedrich Loeffler Enstitüsü başkan yardımcısı

Adaya gelen ziyaretçilerin güvenlik kontrolünden geçmesi, girişte ve çıkışta dezenfekte olmaları gerekiyor. Tesis o kadar tehlikeli ki virüsleri barındıran laboratuvarların yanı sıra enfekte hayvanların yaşadığı ahırların biyogüvenlik seviyesi de 2010 yılında en yüksek derece olan Seviye 4’e yükseltilmiş. Burada Dünya üzerinde Seviye 4 biyogüvenlik sertifikasına sahip sadece birkaç tesis bulunduğunu belirtmem gerekiyor.

GÖZAT  Yanıklar ve Tedavileri

Dünyanın en Tehlikeli Adası Olan Riems’in Geçmişi

Riems Adası Friedrich Loeffler Enstitüsü
Friedrich Loeffler Enstitüsü 1910’lu yıllar

Friedrich Loeffler Enstitüsü, dünyadaki virüslerin araştırılması için kurulmuş olan en tehlikeli ve aynı zamanda en eski virüs araştırma merkezidir. 1900lü yılların başına kadar halka açık bir turizim merkezi olan Riems Adasında 1910 yılında, öncü bir Alman bilim adamı olan Loeffler tarafından kuruldu. II. Dünya Savaşı’ndan sonra, merkez kendisini komünist Doğu Almanya’da buldu ve aşı geliştirme çalışmaları yapıldı, 1970’lerde bir baraj ile anakaraya bağlandı.

Avustralya ve Kanada’da benzer tesisler olmasına rağmen, Avrupa’da benzer bir kuruluş bulunmuyor. Enstitü eskiden adadaki tek bir binada bulunuyordu, ancak son yıllarda genişletildi ve neredeyse 1.3 kilometrelik uzunluğun tamamını kapsıyor.

Alman Hükümeti, altyapıyı iyileştirmek için 2008’den beri enstitüye 300 milyon avro yatırım yaptı ve şu anda 89 laboratuvar ve 163 ahır bulunuyor. Adada 80 ila 100 arasında büyük hayvan var: alpaka, yaban domuzu, inek, keçi ve koyun.

Araştırmacılar, hayvanlar çok hastalandığında, acı çekmelerine izin vermemek için özen gösterdiklerini ve mümkün olan testlerin hayvanlar üzerinde yapılmadıklarını belirtiyorlar;

Hayvanlar üzerinde testler yapmak zorunda kalmadan araştırmalarımızı yürütmek için elimizden geleni yapıyoruz.

Martin Beer, Friedrich Loeffler Enstitüsü teşhis departmanı başkanı

Ayrıca tesis yetkilileri testlerin milyonlarca hayvanı kurtarabilecek, çiftçilerin geçim kaynaklarını koruyabilecek ve açlığı azaltabilecek aşılar için olduğundan, “etik” olduklarını savunuyorlar.

Peki sizlerin düşünceleri neler? Yorumlarda paylaşmanızı bekliyoruz.

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4

Serkan Sezer
Doğaya meydan okumaması gerektiğini bilen, ona adapte olmak isteyen, bushcraft felsefesini hayatının merkezine oturtmuş bilinmeyen bir denklemin parçası. Şehir hayatında tıp doktoru, video içeriği üreticisi ve internet sitesi geliştiricisi olarak hayatına devam etmekte.