Ana içeriğe atla

Öne Çıkan Konular

DayZ (Post Apocalypse)

Hayatta kalmak , bu konu çok geniş kapsamlı ve sanıldığından daha detaylı bir konudur. Özellikle beklenen bir kıyamet ve bu kıyametin ardından insanlığı bekleyen konularla ilgili birçok komplo teorisi mevcuttur. Nükleer ya da biyolojik savaş ile nükleer, biyolojik, ekolojik, jeolojik ya da kozmolojik felaketlere bağlı olarak dünyanın sonunun gelmesini ve bu durumların sonunda hayatta kalan insanları nasıl bir dünyanın bekleyeceğini konu alan yapımlar kimi zaman film, dizi, müzik, kitap ya da oyun olarak karşımıza çıkmaktadır. The Road (Yol / 2009) Bu makalemizde sizlere Postapokaliptik bir dünyada bizi nelerin beklediğini ele alan bir oyunu tanıtmak istedik. Postapokaliptik Postapokaliptik kelimesi çoğumuzun anlamını tam olarak bilmediği bir kelimedir. İngilizceden çevrilmiş Post Apocalyptic (Kıyametin Ardından) anlamına gelmektedir. Bilim kurgu edebiyatının bir alt türü olarak tanımlanabilir. 1826 yılında Mary Shelley tarafından yayımlanan The Last Man (Son Adam) adlı eser, insanlı

Hayatta Kalma: Üçler Kuralı


Üçler kuralı ifadesinin tanımını tam olarak bilmeseniz de daha önceden duymuşsunuzdur. Bilenler için çok basit bir tanım olarak gelebilir ama benim için üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken bir husus. Eğer bu kuralı özümseyebilirseniz doğada sizi nelerin öldürebileceğini kolayca kestirebilirsiniz.

Günümüzde, özellikle şehirlerde, toplum olarak hayatta kalma akımının temellerinden çok uzakta bir hayat sürüyoruz. Herhangi bir durumda 10 dakika içerisinde ambulansa ulaşabiliyoruz. Sokaktaki sıradan bir şehir insanına üçler kuralının ne olduğunu sorarsanız, alacağınız cevapların gerçek hayatta kalma ile hiçbir ilgisi olmadığını görebilirsiniz.

Aynı zamanda çoğu insana daha açık bir şekilde hayatta kalmak için neye ihtiyaç duyduğunuzu sorarsanız size söyleyebileceği en iyi cevaplar “yiyecek, giyecek ve barınak” olacaktır. Bu doğru olmayan üçlemenin nedeni arkeologların ve antropologların eski insanların arkalarında bıraktığı izleri incelerken aradıkları hayatta kalma emarelerinden kaynaklanıyor; yiyeceklerini nasıl temin ettiler, kıyafetlerini nasıl yaptılar, nerelerde barındılar. Buralara bakarken ön planda su kaynağı ya da ısınma yöntemi aramazlar, zira eski dönemlerde insanlar suya yakın noktalarda yerleşiyorlardı ve ısınma yöntemlerinin çoğu günümüze ulaşan kalıntılar bırakmadı.

Arkeologların yapmış oldukları çalışmalara sonsuz saygılarımı sunarak bu bilimi hayatta kalma akımı ile birleştiremeyeceğimi, daha doğrusu bağdaştıramayacağımı belirtmek isterim. Eğer susuz birkaç gün geçirmek zorunda kalırsanız ve bu dönem sıcak bir mevsime denk gelirse ne kadar önemli bir nimet olduğunu anlayabilirsiniz. Ek olarak gıda ihtiyacı açık olsa da, hayatta kalmak için neden kıyafet ve barınağa ihtiyacımız olduğu da pek açık değil.

Hayatta Kalma Öncelikleri ve Üçler Kuralı

Hayatta kalabilmek için önceliklerimizin neler olduğunu anlamamız gerekir. Bununla, hayatta kalmak ve birbirlerine göreceli önemlerini anlamak için hangi şeylerin gerekli olduğunu bilmemiz gerekir. Herhangi birimiz kendisini bir hayatta kalma senaryosunun ortasında bulursa ve tüm zamanını hayatta kalmak için kritik olmayan şeylere harcarsa hayatını kaybedebilir.

Örneğin nefes almak. Su altında, hava olmadan sıkışıp kalırsak, herhangi bir yiyeceğimiz olsun ya da olmasın, o an için önemli değildir. Açlıktan ölmek üzere olsak bile, yememiz gerekmeden çok önce nefes almanın bir yolunu bulmamız gerekir. Bu yüzden nefes almak yemekten daha önceliklidir.

En üst hayatta kalma önceliklerini üçler kuralı olarak listeleyebiliriz.


  • Oksijensiz 3 dakika
  • Birçok insan oksijen ihtiyacını bu kuralın dışında bırakır, ancak en yüksek hayatta kalma önceliğini oluşturur.
  • Vücut sıcaklığınızı muhafaza etmeden 30 dakika
  • Susuz 3 gün
  • Yemeksiz 30 gün

Üçler kuralı için bu sayıların mutlak olmadığını unutmayın. Hayatta kalma senaryosunun gidişatı, bireyin fiziksel durumuna, sağlığına ve çevresel koşullara bağlıdır. Vücudunuzun terleme yoluyla çok fazla su kaybettiği sıcak bir iklimdeyseniz, su olmadan belki bir gün boyunca bile hayatta kalamayabilirsiniz.

Mesele şu ki, bunlar mutlak olmasa da, iyi bir yol göstericidir çünkü bize en yüksek hayatta kalma öncelikleri arasındaki göreceli farkı göstermektedirler. Peki “yiyecek, giyecek ve barınak” buna nasıl uyuyor? Gıda listede, bu yüzden nereye tekabül ettiğini biliyoruz; peki ya kıyafet ve barınak? Her ikisi de aynı hayatta kalma önceliğinin bir parçasıdır; vücut sıcaklığımızı korumamız, özellikle de çekirdek vücut ısısını kaybetmememiz için gereklidirler.

Oksijen

Soluduğumuz havadan oksijen alarak dokularımıza göndeririz. Basit bir ifadeyle, her nefes aldığımızda, akciğerler soluduğumuz havadaki oksijeni vücudumuza alır ve nefes verdiğimiz sırada vücudumuzun oluşturduğu karbondioksidi atmosfere atar.

İnsan vücudu çeşitli şeyler için oksijen kullanır. Bunlardan beyin en büyük oksijen kullanıcısıdır. Beyin oksijensizliğe sadece birkaç dakika dayanabilir, daha uzun süreli oksijensiz kalması durumlarında geri dönüşü olmayan hasar meydana gelir.

Uzun süre su altında olmanın dışında bir yangın, duman maruziyeti veya gaz kaçağı gibi durumlarda da vücudumuza yeterli oksijen sağlanamayabilir. Ek olarak zehirli gazların bulunduğu kuyu ve mağara gibi yapıların içinde bulunmak da hayatımızı tehlikeye sokabilir.

Vücut Sıcaklığı

İnsan vücudu sadece çok küçük bir sıcaklık aralığında çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Çekirdek vücut ısısı sadece birkaç derece artarsa ​​veya düşerse, kişinin net düşünmesi ve kas hareketlerini kontrol etmesi zorlaşır. Birkaç derece daha değişim olması öldürebilir.

Çekirdek vücut ısısının kaybı (hipotermi olarak tanımlanır), vücut sıcaklığının aşırı artmasından daha yaygın görülür ve genellikle daha ciddidir. Ayrıca vücut ısısını kaybetmek, kazanmaktan daha kolaydır.

Öte yandan, vücut çekirdek ısısını kaybediyorsa, sadece daha fazla üretmek için çok şey yapabilir. Sıcaklığın vücudu bu ısıyı üretebileceğinden daha hızlı bıraktığı bir noktaya ulaşmak zor değildir. Buna “hipotermi” denir ve vahşi doğada en büyük katildir. Hipotermi genellikle bir kişi ıslandığında veya korunmasız şekilde soğuğa maruz kaldığında ortaya çıkar. Su havadan daha iletkendir (25 kat daha iletken) ki bu yüzden çevremizdeki hava ile aynı sıcaklıkta olsa bile su içerisinde iken onu soğuk hissederiz. Bu, ıslak kıyafetler içerisinde olduğunuzda, çekirdek vücut ısısını kuru giysiler içindeki halinize göre yaklaşık 25 kat daha hızlı kaybedeceğiniz anlamına gelir. Unutmayın ki kıyafetleriniz ıslak ise çok da soğuk olmayan ortamlarda bile hipotermi yaşayabilirsiniz.

Hipotermi konusunda daha detaylı bilgi edinebilmek için Hipotermi ve Soğuk Yanığı isimli makalemize göz atabilirsiniz.

Vücut sıcaklığının artması en sık enfeksiyonlar ve hastalıklara bağlı görülür. Evet, sıcak bir ortamda ağır fiziksel aktiviteler yaparken vücut ısısı kazanmak mümkündür, ancak vücudun bu ısıyı tehlikeli hale getirmekten alıkoyma yolları vardır. Aşırı ısı genellikle sadece çok aşırı durumlarda ortaya çıkar. Vücudun aşırı ısınmasına ise “hipertermi” denir.

Hem giysi hem de barınak, vücut ısısının korunmasına yardımcı olmak amacı ile kullanılır. Giyim, vücudunuzun ısısını vücudunuza yakın tutmak için bir yalıtkan görevi görürken, barınak, havanın vücudunuzu etkilemesini önlemek için bir engel görevi görür.

Özellikle, hayatta kalma barınağı yağmur ve rüzgardan koruma sağlar (her ikisi de çekirdek vücut sıcaklığında daha hızlı düşüşlere neden olur). Modern barınaklar, eviniz gibi, içeriyi dışarıdan daha sıcak sıcak tutulması için yalıtıma sahiptir.

Doğada kolayca yapabileceğiniz bir barınak yöntemi merak ediyorsanız Debris (Enkaz) Barınak isimli makalemize göz atabilirsiniz.

Temiz Su

Hayatta kalma anlamında temiz suya atıfta bulunduğumuzda, bunun biyolojik olarak temiz olmasını kastediyoruz. Bu, suda bakteri, virüs ve protozoa gibi mikroskopik patojenlerin olmadığı anlamına gelir. Suda başka tehlikeli şeyler olsa da (mineraller ve kimyasallar gibi) biyolojik ajanlar, karşılaşma olasılığımız en yüksek olanlardır ve hastalıklara sebep olurlar.

Bu mikroskobik patojenleri göremediğimiz için, herhangi bir hayatta kalma durumunda karşılaştığımız tüm su kaynaklarının şüpheli olduğunu varsaymak gerekir. İçmeden önce, patojenleri uzaklaştırmak için filtre edilmeli veya saflaştırılmalıdır.

Filtreleme, hayatta kalma durumunda suyun içilmesini güvenli hale getirmenin en yaygın yöntemi olsa da, tüm su filtreleri bu kadar iyi çalışmaz. En az 0.2 mikronluk bir filtre kullanmanızı öneririm.

Su ayrıca hem kimyasal yollarla hem de ısı ile arıtılabilir. Bunlar, patojenleri öldürmese de, vücudumuz üzerinde herhangi bir etkiye sahip olamayacak hale getirecektir. Yani, su filtrelerinin dışında, su arıtma tabletleri ve suyu kaynatmak da doğada bulduğunuz suyu daha güvenli hale getirmenin geçerli yolları olduğu anlamına gelir.


Doğada bulduğunuz suyu nasıl güvenli hale getirebileceğiniz konusunda daha ayrıntılı bilgiler arıyorsanız Su Dezenfeksiyonu isimli makalemize göz atabilirsiniz.

Gıda

Gıda üçler kuralında en düşük önceliktir; çünkü vücudumuzdaki depolanmış enerji ile bir süre yaşayabiliriz. Bazı uzmanlar, bir kişinin yemeksiz 100 güne kadar yaşayabileceğini söylese de, bu uzmanların belirttiği alt limit 30 gündür.

Bundan daha uzun süre hayatta kalabilsek bile, vücudumuz ilk 30 günden sonra doğru beslenme eksikliği nedeniyle çok daha az verimli çalışacaktır.

Kısa süreli sağkalım için (30 günden az), sadece üç makro besinle ilgileniyoruz:

  • Karbonhidratlar - Vücudumuz için enerji kaynağı olan basit şekerleri oluşturmak için vücutta parçalanırlar.
  • Yağlar - Basit şekerlere daha yavaş parçalanırlar ve bize uzun vadeli enerji sağlarlar.
  • Proteinler - Hücreler için temel yapı taşlarıdır, alt birimleri olan aminoasitlerin birleşmesi ile oluşur. Protein tüketmiyorsak, vücudumuz yeni hücreleri yapımında zorlanacaktır.

Bu makro besinleri aldığımız sürece, bedenimiz çalışmaya devam edebilir. Fakat vücudumuzda depolanan mikro besinleri tükettiğimizde ise sağlığımız etkilenmeye başlar.

Genel bir kural olarak, 30 gün geçtikten sonra, vücudunuzun sağlığını korumak için mikro besinleri (çoğunlukla meyve ve sebzelerde bulunur) diyetinize eklemeniz gerekir.

Mikrobesinler

  • Vitaminler, potasyum, kalsiyum ve benzeri şeylerdir.

Üçler Kuralı. Tüm Önceliklerimiz Bunlar Mı?



Üçler kuralının kapsadığı öğeler en yüksek hayatta kalma önceliklerimiz olsa da, ilgilenmemiz gereken tek hususlar değildirler. Dikkat etmemiz gereken dört önemli alan daha mevcut. Bunlar her durumda gerekli olmadıkları için çok önemli olarak kabul edilmezler.

Yine de, onlara ihtiyacınız olabilir ve onlara ihtiyacınız varsa, gerçekten nasıl yapılacağını ve kullanacağınızı bilmeniz gerekir.

Ateş

Ateş muhtemelen tekerlek ile beraber insanlığın en önemli keşiflerinden birisidir. “Buluş” yerine “keşif” diyorum çünkü insanlar muhtemelen ateşi yıldırım, yanardağ patlaması veya doğal orman yangınları gibi bir olayda tanıdılar.

Ateşi ısı ve ışık sağlamak ayrıca yiyeceklerimizi pişirmek gibi çok önemli şeyler için kullanabiliriz. Hatta suyu arındırmak için bile kullanabiliriz. Hayatta kalma aracı olarak ateş vazgeçilmezdir; o kadar ki, odun toplamak ve ateş yakmak, kamp kurarken yapılması gereken ilk iki şeyden biridir. Diğeri barınak yapmak veya çadır kurmaktır.

İlk Yardım ve Kişisel Hijyen

Yaralanır veya travma geçirirseniz, uygun ilk yardım aniden en yüksek hayatta kalma önceliğiniz haline gelebilir. Kan akışı durdurulamaz veya enfeksiyon önlenemezse, yaralı kişi ölebilir. Ne kadar hızlı öldükleri, ne kadar hızlı kanadıklarına veya enfeksiyonun ne kadar hızlı yayıldığına bağlı olacaktır. Hayatta kalma ekibinizin en az bir üyesinin büyük yaralar veya travmalar için ilk yardım yapacak şekilde eğitilmiş ve donanımlı olması idealdir. Buna ek olarak, her sağkalımcı ve doğa sever, ciddi yaralanmalara odaklanan bazı temel ilk yardım bilgisine sahip olmalıdır.

Kişisel hijyen, ilk hijyenle yakından ilişkilidir, çünkü uygun hijyen eksikliği bakteri, protozoa ve virüsler için bir üreme alanı sağlar; hastalık veya sakatlığa neden olabilir. İdeal olarak, vahşi doğada (veya afet sonrası kentsel bir durumda) bile temizlemenin ve hijyenik kalmanın bir yolunu bulabilirsiniz.

Savunma

Bu hayatta kalma önceliği, yalnızca iki ya da dört ayaklı tehlikeler tarafından saldırıya uğrarsanız gerekli hale gelir. İhtimal düşük de olsa yine de göz ardı edilemeyecek bir şeydir. İki ayaklı saldırganlar (örneğin diğer insanlar) herhangi bir felaket sonrasında ortaya çıkma eğilimindedir. Bazıları bunu kişiliklerinden dolayı yapsalar da diğerleri, umutsuz olduklarından ve hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları şeyleri bulmaya çalıştıklarından veya başka bir sebeple saldırgan olabilirler.

Her iki grup da kendileri ile ilgilendikleri için sizin hayatınız hakkında endişelenmeyecektir. Sizi öldürmek, ek kaynakları güvence altına almak için ödemek zorunda oldukları bedel ise, bunu yapmak için daha istekli olacaktırlar. Böyle bir duruma karşı kendinizi savunmak için eğitmeli ve donanımlı olmalısınız.

Kısacası, kendini savunma önemlidir, çünkü tehlikenin bir insandan mı yoksa bir hayvandan mı geleceği belli olmaz. Yemeğiniz veya elinizde hayatta kalmalarına yardımcı olabilecek başka bir şey varsa, peşinizden gelebilirler.

Kendini savunmanın sadece çıplak elle dövüşmek anlamına gelmediğini unutmayın; silahlara ve diğer caydırıcılara erişim de bir tür kendini savunma olarak sayılır.

Haberleşme

Aslında bir temel hayatta kalma becerisi olmasa da, başkalarıyla iletişim kurma yeteneği hayatınızı kurtarabilir. Vahşi doğada kaybolursanız veya yaralanırsanız, muhtemelen kendinizi kurtarmayacaksınız. Bu tarz durumlarda, konaklamak için uygun bir yer bulmanız ve kurtarıcıların size gelmesini beklemeniz gerekir.

Ne zaman vahşi doğanın dışına çıkarsanız ya da bu konuda herhangi bir yere seyahat ederseniz, birilerinin aşağıdakileri bilmesini sağlamalısınız:

  • Nereye gidiyorsunuz,
  • İzlediğiniz rota,
  • Ne zaman geri döneceksiniz.
    Bu şekilde, geri dönmezseniz, başınıza birşey geldiği anlaşılabilir ve sizi aramak için kurtarıcılar gelebilirler.

Kurtarma görevlileri arama yaparken onlara seslenerek çok daha kolay iş yapabilirsiniz. Cep telefonunuz çekiyorsa yardım isteyebilirsiniz. Ancak, vahşi doğanın büyük bir kesiminde cep telefonları kullanılmaz, bu yüzden ekstrem şartlarda bulunmayı hedefleyenler uydu telefonları kullanırlar. Bu durumda, ıslık, düdük veya ışığı yansıtmak için bir ayna kullanarak onlara çağrı yapabilirsiniz.

Uygulamaya Başlamak

Önceliklerimizin ne olduğunu anladıktan sonra, kendimizi bir hayatta kalma durumunda bulursak, çabalarımızı nereye yoğunlaştırmamız gerektiğini bilmek kolaydır. Nefes almak için havaya sahip olduğumuzdan ve vücut ısımızı koruyabildiğimizden emin olarak daima listenin en üstünde başlamalıyız. Oradan su bulup arıtmaya geçiyoruz. Sonunda kendimize yiyecek sağlamak için çalışıyoruz.


Üçler Kuralı Son Önerilerim


Kutsal Zafer Şahin (Hayatta Kalma Okulu)

Doğada bir hayatta kalma durumunda gün batımından en az 2 saat önce seyahat etmeyi bırakın. Gün batımına kadar olan süreyi odun bulmak, ateş yakmak ve barınak inşa etmek için kullanın. Özellikle gecenin soğuğu gelmeden önce hazır olmanız gerektiğini unutmayın. Su ve yiyecek bulmak ertesi güne bırakılabilir. Kentsel veya vahşi doğada bir hayatta kalma durumundaysanız, gece boyunca kendinizi güvence altına almalı, gündüzleri de yiyecek ve su aramalısınız. Asla geceleri yiyecek ve su bulmak zorunda kaldığınız bir durumda olmamalısınız.

Her yıl, bazı insanlar hipotermiden (yaz aylarında bile) ölüyor çünkü üçler kuralı gereği yapılması gerekenleri yapmıyorlar. Çoğu balık tutmak gibi işlere vakit ayırıyor ve güneş batmadan hemen önce ıslanıyor. Bir ateş yakmak ve gece boyunca konaklamak için bir sığınak inşa etmek yerine, arabalarına geri dönmeye karar veriyorlar. Ancak gün geceye döndüpğünde ve sıcaklık düşmeye başladığında, vücut ısıyı üretebileceğinden daha hızlı kaybetmeye başlıyor ve çok geçmeden, kendi arabalarını bulabilmek için yeterince net düşünemedikleri noktaya ulaşıyorlar.

Abartığımı düşünüyorsanız sizi Paradoksal Soyunma (Paradoxical Undressing) isimli makalemizi okumaya davet ediyorum.

Kendinizi bir hayatta kalma senaryosunda bulursanız üçler kuralı felsefesinin, vahşi doğada (veya felaket sonrası kentsel bir durumda) olduğunuzda tüm kararlarınızı belirlemesine izin verirseniz daha yüksek bir hayatta kalma şansına sahip olacaksınız.


Yorumlar

  1. Adsız15 Kasım

    Yazı gayet hoş ama Site neden bu hale geldi merak ediyorum ? Admin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız23 Kasım

      Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederiz. Siteyi daha kullanışlı hale getirmek için bazı çalışmalar yapıyoruz. Bu sebeple kısa süreli sıkıntılar yaşamaktayız...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Amatör Telsiz – Yeni Başlayanlar İçin Hazırlık Kılavuzu

Cep telefonunun çekmediği bir yerde kaza yaptın ya da büyük bir depremden kurtulanlar arasındasın ve yardım çağrısı yapamıyorsun. Korkunç ama yaşanması muhtemel bir senaryo değil mi? Böyle bir durum içindeyken bile iletişim kurabilmek için birkaç seçenek var. Konumuz olan amatör telsizler her türlü acil durumda kullanabileceğiniz alternatif iletişim araçlarıdır. Amatör telsizler birçok kişi için eğlenceli bir hobi olsa da, sağladıkları anlık iletişim avantajı hayat kurtarabilir. Ülkemiz gibi nüfusun büyük çoğunluğunun deprem kuşağında yaşadığı ve afete açık bölgelerde, beklenmedik durumlarda bile iletişim kurabilmenin ne kadar önemli olduğunu tahmin edebiliyor olmalısın. Unutma ki acil durumlarda iletişim için telefonlarımıza ve internete güvenemeyiz. Peki, eğitici ve eğlenceli bu iletişim aracı, zorlu durumlarda nasıl bu kadar kullanışlı olabiliyor? Haydi amatör telsizlerin heyecan verici dünyasına göz atalım. Amatör Telsiz Nedir? Amatör telsiz , insanların ticari olmayan amaçlarla b

Orman Sessizliği Sevenlere Longoz Ormanlarıyla Meşhur İğneada

Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük longoz ormanlarına ev sahipliği yapan İğneada’da güzel bir gezi sizleri bekliyor. Longoz orman tabiri olarak bilinen ve subasar olarak da söylenen orman türlerinin en güzel örneklerinden bir tanesi Kırklareli ilinin Demirköy ilçesine bağlı İğneada Beldesinde bulunmaktadır . Longoz Ormanları Milli Parkı içerisinde Türkiye ve Avrupa’nın en büyük longoz ormanları bulunmaktadır. İğneada Longoz Ormanları Bulgaristan sınırına yakın Karadeniz sahil şeridinden bulunan bu büyüleyici ormanların yer aldığı milli park yaklaşık 3150 hektar alana sahiptir. Milli parkın içinde bulunduğu İğneada beldesi ise Demirköy ilçesine 27 km İstanbul’a ise 237 km uzaklıkta bir mesafededir. Göllerin Arasında Güzellik Longoz Ormanları Milli Parkı çevresi göller ile döşeli bir güzellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Parkın güney tarafında Saka Gölü, Deniz Gölü, Pedina Gölü, Hamam Gölü ve Mert Gölü ile çevrilidir. Parkın kuzey bölümünde ise Erikli Gölü ve eşsiz güzelliği ile long

Kampçılık Nedir? Nereden Başlamalı?

Doğa ile iç içe eşsiz manzaralar karşısında yapılan kampçılığın günümüzde oldukça popüler doğa sporları arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Pek çok kişi sıkıntı ve stresinden uzaklaşmak adına kampçılığı tercih etmektedir. Kampçılık sporu yapılabilecek en güzel doğa aktiviteleri içerisinde yer almaktadır. Sizlerde kampçılık hakkında araştırmalarda bulunuyorsanız, yazımızdan detaylara ulaşabilirsiniz. Sizlere bu yazımızda Kampçılık Nedir? Nasıl Yapılır? sorularını cevaplandırarak detayları hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Kampçılık Nedir? Nasıl Yapılır? Kampçılık Nedir? Nasıl Yapılır? sorularının aynı zamanda kampçılık sporunu profesyonel anlamda yapmak isteyen kişiler tarafından da araştırıldığını söyleyebiliriz. Pek çok kişi kampçılık faaliyeti ile birlikte psikolojik olarak rahatlamaktadır. Peki, kampçılık nedir? kampçılık hakkında bilinmesi gerekenler nelerdir? Gelin, hep birlikte bakalım. Kampçılık Nedir? Kampçılık, doğa ile iç içe yapılan ve kişilerin sinir ve stres atmak ama